Salı , 16 Ekim 2018
Anasayfa / Genel / Buruk Bir Aşk Hikayesi

Buruk Bir Aşk Hikayesi

Çocuktum, daha beş yaşlarındaydım. Üst katımızda bir çift oturuyordu. Kadın adama öyle bir bakardı ki… Aysel abla. Çok çekti kocası Adem Ağabeyden. Çocuktum daha aşkın ne demek olduğunu onlardan öğrenmiştim. Bir çok defa kavga ettiler, hiçbir zaman ayrılmadılar. Aysel abla kovdu kocasını, adam peşinden ayrılmadı. Zaten gece yarısı olmadan kıyamazdı, içeriye alırdı.

“Aysel Git Başımdan” şiirine dayanamazdı mesela. Zaten o şiir sayesinde tanışmışlardı, o şiirle çıkma teklifi almış, o şiirle evlenmeye karar vermiş Aysel abla.

Bir gün yine evlerinde bir tartışma vardı. Tartışma dediğim de, öyle basit bir şey olmazdı hiçbir zaman. Cam çerçeve inerdi aşağı. Akşamında yine Adem Ağabey kapının önünde. Son tartışmaları oldu bu. Yok yok, ölmedi kimse. Bir ay boyunca hiç sesleri sedaları çıkmadı. Kimse sesini yükseltmedi. Bu duruma bir hayli şaşırmıştık. Aysel ablanın sevgisi, gürültüyle patırtıyla eşdeğerdi.

Evlerinin bir anahtarı vardı. Son çıkan anahtarı bize bırakırdı, akşam ilk gelen bizden alırdı. Bize çok güvenirlerdi, bana “kızım” derlerdi. Kendi çocukları olmadığı için bu lakap daha da anlamlı gelirdi bana. İkinci ailem gibiydiler. Bir gün yine kapı çaldı. Kapıyı açtım, Aysel abla gelmiş. Herhalde anahtarı bırakacak, diye düşündüm. Bana sımsıkı sarıldı. Öyle ki, bir daha kimse bana o kadar sıkı sarılmamıştır.

“Kızım!” dedi, haykırarak. Gözünden akan yaşları zar zor tutuyordu sanki. İçimi acıttı ikinci annemin bu hali. O an üzen kimse ona yumruk atmak istiyordum. ” Sakın, dedi. Boynuma yüzünü gömdü. Sakın bu hayatta kimse senden değerli olmasın. Kimseye kendini ezdirme. Bu senin hayatın ve senin hayatında senden değerli kimse olamaz! Ve sakın çok fazla aşık olma!”

Hiçbir şeyin farkında olmadan “Tamam.” dedim ve başımı aşağı yukarı salladım. Aysel abla içli içli gülümsedi. Annemle bakıştılar. Annem olacakları anlamış gibiydi. İkisi birden gözyaşlarına boğuldular, hıçkırarak sarıldılar. Eğer bunun Aysel ablayı son görüşüm olduğunu bilseydim, o gün Aysel ablaya daha sıkı sarılırdım. Çok sarılır ve bırakmazdım. ancak ben o zaman hiçbir şeyin farkında olmadığım için oyunuma devam ettim.

Akşam oldu, kimse anahtarı almaya gelmedi. Anneme sorduğumda ise bana sadece “Git yat” dedi. Ertesi sabah oldu, ev sahibi geldi. Evin anahtarını aldı. Öğleye doğru eşyaları boşalttılar.

Annem elimden tuttu bir gün, kocaman bir salona girdik. Aysel abla ve Adem ağabey öylece karşılıklı duruyorlardı. O günü hiç unutmam, dün gibi hatırlıyorum. Aysel ablanın avukatı bile yoktu. Hakim sorduğunda hiçbir şey söylememişti. Yalnızca ses kaydını dinletmişti ve tak! Hakim tokmağını vurdu ve ilan etti: “Tek celsede boşandınız!”

O gün kahrolan Aysel ablayı izlerken, kimseye aşık olmayacağım diye kendi kendime söz verdim. Olayın aslını birkaç yaş büyüdüğümde anlayabildim.

Meğerse son tartışmalarında, Adem ağabey dışarıdayken, telefonuna mesaj gelmiş. Kasap Hüseyin’den, “Evdeyim” yazan bir mesaj gelmiş. Aysel ablada anlamış tabi aldatıldığını. Bu olaydan sonra Aysel abla bir ay boyunca çıtını çıkarmamış. O son bir aylık sessizlik ondanmış meğerse. Sonra Aysel abla bu kadını aramış, bulmuş ve her şeyi anlattırmış. Mahkemedeki ses kaydı da buymuş.

O günden sonra kimse onlardan haber alamadı. Yok yok ölmediler. Sadece Aysel ablam intihar etti. Olayın üzerinden on dört yıl geçti. Ben kimseye aşık olmadım. Kimsenin gözlerinde de Aysel ablanın aşkı gibi bir aşk görmedim.

Hakkında Patron

İlginizi Çekebilir

İkinci Dünya Savaşını Nedenleri ve Ülkeler Arasındaki Bağlantılarla Detaylı Bir Şekilde Anlatıyorum.

Yıl 1902. Benito Mussolini adında genç bir adam ordu hizmetinden kaçmak için İtalya’dan İsviçre’ye taşınır. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir