Pazartesi , 17 Aralık 2018
Anasayfa / Diğer / Adolf Hitler’in Aile İlişkileri, Çocukluk ve Gençlik Dönemi

Adolf Hitler’in Aile İlişkileri, Çocukluk ve Gençlik Dönemi

Şu bebeğe bir bakın. Ne kadar da uysal. Ne kadar da masum. Bu çocuğun büyüyüp iyi bir baba, iyi bir arkadaş olacağını düşünebilirsiniz.

Durun düşünmeyin çünkü bu Adolf Hitler. Hitler 1889 yılında adolphus hitler adıyla Avusturya-Macaristandaki küçük bir kasabada doğdu. Babası Alois Schickgruber, evlilik dışı doğmuştu. Ama daha sonra adını eski üvey babasının adıyla değiştirip Alois Hitler oldu. Alois orta kademeli Avusturyalı bir gümrük memuruydu. Çok para kaldırmazdı, ama kesinlikle iyi kadın kaldırırdı. Yaşlı ve zengin bir bayanla evlendi, ama hemen sonrasında gizli ilişkilere sahip olmaya başladı, çok genç bir ev hizmetçisi de dahil. Birkaç yıl sonra, metresiyle olmak için hasta karısını terk etti. Fakat katolik kilisesi boşanmaya izin vermediği için, onunla evlenemedi. Bu yüzden yaşlı karısının ölmesini bekledi ve o arada bir çocuk yaptı. Sonra karısı öldü, böylece metresiyle evlendi ve bir çocuk daha yaptı. Fakat sonra yeni karısı hastalandı. Bu yüzden çok genç olan kuzeni Clara’yı ona bakması için işe aldı.

Sonra yeni karısı da ölünce, hemen Clara’yı (KUZENİNİ) hamile bıraktı. Ve onunla evlendi. Clara ve Alois’in trajik bir şekilde bebekken ölen üç çocuğu daha oldu. Bu yüzden 4. çocukları Adolf geldiğinde, Clara ona gözü gibi baktı. Alois 2 çocuk daha yaptı ve aile birkaç kez yer değiştirdi. Bu yüzden Adolf 5 farklı ilk okula gitmek zorunda kaldı. Adolf’un babası, katı ve çabuk sinirlenen biriydi. Hıncının çoğunu en büyük çocuğundan çıkartırdı, taa ki bıkana ve 14 yaşında evden kaçana kadar. En büyük çocuğun evden kaçması 7 yaşındaki Adolf’un ev işlerinin çoğunu yapması ve babası tarafından azarlanmasına yol açtı.

Sonuç olarak babasıyla geçimsiz bir ilişkisi vardı. Babası ve babasının sağlığı hakkında aşırı endişelenen annesine çok düşkündü. Hitler başlarda okulda başarılıydı, notları iyiydi ve öğretmenleri onu övüyordu. Diğer çocuklar arasında popülerdi ve onları savaş oyunları oynamak için toplamaktan zevk alıyordu. Ayrıca okumayı da severdi. Özellikle kovboy ve kızılderili hikayelerinden hoşlanırdı. Büyüdükçe belaya bulaşmaya başldı. Bir keresinde sigara içerken yakalandı, yerel bir meyve bahçesine baskın düzenledi. Avusturya yanlısı din öğretmenine büyük alman devleti altındaki birleşik cermen halkı fikrine olan bağlılığını gösteren ve habsburg Avusturya’sının ihmalini ifade eden sembolik jestlerle işkence etti. Bunların hepsi Adolf’un babasını çıldırttı ve onu haşince cezalandırdı.

Hitlerin yaşadığı Avusturya-Macaristan bölgesi bir zamanlar Alman konfederasyonunun bir bölgesiydi. Ve orada yaşayan insanların çoğu kendilerini Alman olarak sayıyordu. Adolf babası her ne dediyse ona karşı olmaya meyilliydi ve babası Avusturyalı bir devlet memuru olduğundan, Hitler Alman milliyetçiliğine aşırı ilgi duymaya başladı. Bu Adolf’un babasını çıldırttı ve onu haşince cezalandırdı.

O sıralarda bir aile trajedisi meydana geldi. Hitler’in çok sevdiği, altı yaşındaki kardeşi Adolf henüz 10 yaşındayken kızamıktan öldü. Ve tam evlerinin karşısındaki mezarlığa gömüldü. O sıralar komşular genç çocukta bir değişiklik bildirdi. Ağaçlarla konuşmak ve gece geç saatlerde mezarlık duvarlarından yıldızlara bakmak gibi garip davranışlar. Dine ilgisini kaybetti ve okul notları düşmeye başladı. Ve bu da Adolf’un babasını çıldırttı. Onu yine haşince döverek cezalandırdı.

Liseye yeni başlaması ve havalı ağır abilerin ona köylüymüş gibi davranması da hiç yardımcı olmadı. Bir yıl sınıf tekrarı yapmak zorunda kaldı ve okul derslerine neredeyse hiç ilgisi kalmadı. Bunun yerine okumak ve çizmek gibi oldukça iyi olduğu şeylerle zaman geçirdi. Bir gün babası, “Evlat, birgün sende benim gibi güçlü bir devlet memuru olacaksın” dedi. Ve Adolf “Hayır baba. Ben bir sanatçı olacağım ve bulutların üzerinde kartallarla süzüleceğim.” dedi. Adolf’un bu dedikleri babasını çıldırttı. Fakat bu sefer babası ihtiyar bir adamdı. Bu yüzden bi’ nevi boşverdi. Ve akciğer kanamasından öldü. Hitler son sömestrını geçti ve okulundan mezun oldu. Fakat, genel final okul sınavına girmedi. Onun yerine okulu bıraktı.

Şimdi 16 yaşındaki, hayatta pek amacı olmayan çocuk işsizdi. Ve sonraki 3 sene boyunca öyle kaldı. Zamanının çoğunu tek arkadaşı olan August Kubizek ile operada geçirdi. Kubizek daha sonra Genç Hitler hakkında anılarını yazdı. Ve onun çoğu şeye tutkuyla ilgili olduğunu, yaşıtlarından birçok yönden daha iyi olduğunu hissettiğini, babası gibi çabuk sinirlendiğini, atıp tutarken olağanüstü bir konuşmacı olduğunu yazdı. 18 yaşındayken annesine çok üzücü bir veda etti. Sanat okulunun giriş sınavına girmek için Viyana’ya gitti. Başarısız oldu.

Kısa bir süre sonra eve dönmek zorunda kaldı. Annesi hastaydı ve sağlığı hızla kötüleşiyordu. Hitler onun yanında durdu. Ve sonunda annesi öldüğünde, Aile doktoru daha önce hiç hitler kadar kedere boğulan birini görmediğini söyledi. Daha sonra Hitler hala sanatta bir kariyer bulmak umuduyla Viyana’ya döndü. Fakat umduğunu bulamadı. Yerine Ebeveynsel destek olmadan Hitler sokağa düştü. Şimdi 20’li yaşların başında evsiz barınaklarının içinde ve dışında birkaç zorlu yıl geçirdi. Kendi yaptığı kartpostalları satarak küçük de olsa birşeyler kazanmaya çalıştı. Hitlerin aşırı ideolojik inançlarının ne zaman ve nasıl oluştuğunu tam olarak saptamak zor. Fakat onun Viyana’daki zamanları kesinlikle bir rol oynamıştır. Yahudi aleyhtarlığı şehirde yaygındı. Hitlerin desteklediği belediye başkanı, açık sözlü bir yahudi karşıtıydı. Hitlerin aşırı ilgi duyduğu, bir çok sağ, yahudi düşmanıydı.

Hitler 24 yaşındayken Avusturya-Macaristan askeri görevinden kaçınmak için Almanya’daki Münih’e taşındı. Ve devasa bir şey olana kadar 1 yıl daha sokaklarda avareydi. 1914’te Avrupa’da uzun süredir devam eden gerginlikler 1. Dünya savaşına dönüştü. Avrupa çapında topluluklar haberi kutladı. Birkaç gün içinde Hitler Alman ordusu için gönüllü oldu. Savaş ona hayatta bir amaç verdi. Asker arkadaşları ona arkadaşlık ve kardeşlik verdi. Savaşın dehşetine rağmen Hitler, bunu hayatının en güzel zamanı olarak gördü. Söylendiğine göre cesur bir askerdi. Ve demir haç ile ödüllendirildi. Ayrıca o çok şanslıydı ve ölüm ile çok kez burun buruna geldi. Fakat şansı 1916’da bir topçu mermisiyle bacağında sakantlandığında bitti. İyileşmek için Almanya’ya geri döndü. Yorgun ve aç Alman halkı arasında genel, ilgisiz savaş karşıtı tutumu görünce çileden çıktı. Savaş Almanya’nın aleyhine dönerken cephelere geri döndü. Fakat 1918’de bir ingiliz gaz saldırısı yüzünden geçici olarak kör oldu. Bir ay sonra, Hitler hala hastanede iyileşirken, Almanya’nın yenilgisini ve teslim olduğunu öğrendi. Barış antlaşmasının şartları Almanya için katıydı. Çok fazla para ödemek ve askerlerin çoğunu kaybetmek zorundaydı. Bu koşullar almanya’yı zayıflattı ve Alman halkını aşağıladı. Savaştan sonra Avrupa’nın sınırları da değişti. Rusya’nın kaybedilen bölgesinde yeni ülkeler kuruldu. Avusturya-Macaristan dağıtıldı. Almanya’yı ikiye bölen yeni bir ülke vardı. Hitler sevdiği ülkenin böyle aşağılandığını görünce bunun sorumluları için içinde nefret oluştuğunu söyledi. Sorumlular olarak kasttetiği Almanya’yı ülkede muhalefet ve savaş karşıtı propaganda yayarak sırtından bıçakladığına inandığı komünistler ve yahudilerdi.

 

Yazının devamını aşağıdaki linke tıklayarak okumaya devam edebilirsiniz.

Adolf Hitler’in Diktatör Olma Hikayesi ve İkinci Dünya Savaşını Çıkarmasının Nedenleri?

Hakkında Patron

İlginizi Çekebilir

İkinci Dünya Savaşını Nedenleri ve Ülkeler Arasındaki Bağlantılarla Detaylı Bir Şekilde Anlatıyorum.

Yıl 1902. Benito Mussolini adında genç bir adam ordu hizmetinden kaçmak için İtalya’dan İsviçre’ye taşınır. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir