Pazartesi , 17 Aralık 2018
Anasayfa / Diğer / İkinci Dünya Savaşını Nedenleri ve Ülkeler Arasındaki Bağlantılarla Detaylı Bir Şekilde Anlatıyorum.

İkinci Dünya Savaşını Nedenleri ve Ülkeler Arasındaki Bağlantılarla Detaylı Bir Şekilde Anlatıyorum.

Yıl 1902. Benito Mussolini adında genç bir adam ordu hizmetinden kaçmak için İtalya’dan İsviçre’ye taşınır. Ateşli bir sosyalisttir. Sendikalar için çalışır, sosyalist gazeteler için yazılar yazar, Avrupa monarşilerini şiddetli bir şekilde yıkmak ister, Hepsini… Bu isteği İsviçre polisiyle problemler yaşamasına sebep olur. O yüzden tutuklanır. İtalya’ya gönderilir, serbest bırakılır. İsviçre’ye geri döner, tekrar tutuklanır. İtalya’ya geri gönderilir, kaçtığı askerliğini tamamlar. Ardından kısa bir ilkokul öğretmenliğinin ardından hırslı bir sosyalist olarak çalışmaya geri döner. konuşmaları ve gazetecilik yetenekleri onu İtalyan sosyalistleri arasında popüler yapar. Savaş karşıtıdır. Bu sebeple İtalya Libya’yı kolonizeleştirdiğinde karşı çıktı ve tutuklandı. Ardından 1. Dünya Savaşı geldi. Ve bir daha, İtalya’nın katılımını protesto etti.

ama ardından “bir dakika…” diye düşündü. “Bu savaş Avrupa monarşilerini yıkmak için gerekli olan atmosferi getirebilir. Ve sosyalist devrimi her yere yayabilir.” Ardından savaşa destek vermeye başlar. Fakat sosyalist yoldaşları onun bu savaş yanlısı duruşunu sevmezler ve onu partiden atarlar.

– “Bak ne diyeceğim, sosyalizmle işim bitti artık. Yeni bir şeye ihtiyacımız var. Sınıf düzeni gibi bizi ayıran bir sisteme değil. Fakat milli düşünceler üzerinden bizi bağlayan.

Akdeniz’i işgal edeceğiz. Tüm italyan halklarını birleştirip, Roma İmparatorluğunda olduğu gibi Buna Fascismo (Faşizm) diyeceğim. Ve İtalyan halkına mükemmeliğe doğru lider olacağım.”

– ‘İyi hoş da bay Musollini, nasıl keseyim saçınızı?’

– “Tamam o zaman, kel olacağım”

İtalya 1. Dünya savaşında kazanan tarafdaydı ve umutlulardı, fakat sonunda az bir toprak parçasıyla ayrıldılar, kandırılmış hissettiler. Ayrıca kötü bir ekonomi ve zayıf hükümetler yüzünden İtalyan halkı biraz mutsuzdu.

O yüzden Mussolini geldi ve her şeyi düzeltebileceğini söyledi. Faşist hükümeti büyük destek topladı. 1922’de kral’a gitti ve

– “beni başbakan yap, yoksa kendimi başbakan yaparım.”

– ” Kral ‘Sen ve hangi ordu?’ diye sordu.

– “Bu ordu”

– ‘Tamam o zaman’

Sonra kendi etrafında dönen diktatörlüğünü ilan etti. Avrupa’nın ilk faşist diktatörü… Sıradaki Almanya.

Almanya!. 1. Dünya savaşında kaybedenlerin tarafındaydı ve kesinlikle harap olmuş halde çıktılar. Versay anlaşmasıyla toprak kaybettiler. Rhineland’ı askerden arındırmak zorunda kaldılar. Askeri piyade sayısını 100.000’de kısıtlamak zorunda kaldılar. Hava kuvvetleri yasaklandı. İtilaf güçlerine sahip olmadıkları kadar para ödemek zorunda kaldılar. Üstüne üstlük kötü ekonomi ve zayıf hükümetler vardı. Adolf Hitler gelip her şeyi düzeltebileceğini söyledi. Almanlar bunu sevdiler.

Hitler 1. Dünya savaşında askerdi ve çılgın bir milliyetçiydi. Kimse Almanya’nın aşağılanışına ondan daha kızgın olamazdı. Yeni bir politik parti kurulmasına yardım etti. ve 1923’de, Münih’de dostlarıyla beraber darbe yapmaya çalıştı. Ardından tutuklandı. Fakat popularitesi gittikçe arttı. Ve 1933’de Cumhurbaşkanı onu başbakan yaptı. Kendisini Almanya’nın kaderindeki kurtarıcı olarak görüyordu. Koca bir egomanyak oldu. kendisinin merkezinde olduğu faşist bir dikta kurdu. Avrupa’nın ikinci faşist dikatörü. Hitler ve Mussolini’nin bir çok benzer fikri vardı. Fakat daha önemlisi, düşmanları aynıydı. Beraber iyi anlaşmaya başladılar.

– “Başka dost olmak isteyen?

– Franco?

– Hayır.

– Japonya ‘Ben istiyorum.’

Kuzey Çin’i işgal etmişlerdi.

Hadi biraz geriye gidelim…

Japonya kendini dünyanın geri kalanından 200 yıl boyunca soyutlamıştı. Amerika geldi; “Bizimle ticaret yapacaksın ve bu hoşuna gidecek” dedi.

Sonra Batılı güçler birkaç adet Eşit olmayan anlaşmalarla Japonya’yı zorladı. Bu Japon ekonomisinin iflası demekti. Japonların doğal kaynakları da yoktu. O yüzden gidip biraz almaya karar verdiler. Çin’le savaşıp Kore üzerinde güç kazandılar. Sonra birçok Çin şeylerini aldılar.

Ama sonra batı dedi ki:

– “Hey, durdur şunu”

Artık Batı’dan toprak alamayan Japonya “Sanırım artık eve gideceğim” dedi.

Bir dakika!

Japonya: Ne yapıyorsunuz?”

Batı: ‘zayıflayan Çin’in zayıflığını kullanıyoruz.’

Japonya: “Ama Çin’i zayıflatan bendim.”

Batı: ‘Biliyoruz.’

Japonya: “Ve bana hiçbir şey vermediniz.”

Batı: ‘Biliyoruz.’

Japonya: “Ama bu adil değil.”

Batı: ‘Hiç sanmıyoruz. Tamam, görüşürüz’

Japonya düşündü, “Başlarım şimdi!” dedi. Rusya’yla savaşa girdi ve kazanarak herkesi şaşırttı. Tüm Kore’yi işgal etti. Burada durmadı. 1. Dünya savaşında Almanya’nın Asya’daki kolonileri aldı. Ardından Japon ordusu tarafından kurgulanmış olma ihtimali olan bir kaza Mançurya’da gerçekleşti. Bir bomba Japon trenini havaya uçurdu. Bu olay Japonya’ya istila ve işgal için bahane verdi. İşte durum böyle: Nazi Almanyası, Faşist Italya ve Japonya hepsi üstün ırk oldukları kanaatinde. Hepsi Müttefiklere düşmanlık besliyorlar. Ve hepsi biraz daha toprak ve güç istiyor. O yüzden istediklerini almak için harekete geçtiler. Almanya’yla başlayalım. Hitler Versay anlaşmasından nefret ediyordu ve şimdi anlaşmayı feshetmeye hazırdı. Anlaşmayı tamamen bozarak,

ilk Hava kuvvetleri birliğini kurdu. Mecburi görev tanıtıldı. Ordusunu geliştirdi. Müttefikler hiçbir şey yapmadı. Hitler ordusunu askeri amaçlardan arındırılmış Rhineland’a geri yolladı. Müttefiklerin gelmesi halinde geri çekilmelerini emretti. Müttefikler hiçbir şey yapmadı.

Orduyu güçlendirdiğine göre 2. adıma geçebilirdi. Saf ırkın nüfusunu arttıtmak istedi. Ve bunu yapabilmek için ‘yaşam alanına’ (Lebensraum) ihtiyaç duydu. Ya da başka bir deyişle, dünyayı ele geçirmek. Fakat şimdilik Avrupa’yı paylaşmak yeterliydi. Komşularına göz dikmeye başladı. Müttefikler sonunda endişelenmeye başlamıştı. Durdurmak için yararsız yatıştırıcı politikalar uygulamaya çalıştılar.

Ve az biraz şöyle sonuçlandı:

Hitler: “şunu istiyorum” dedi,

Müttefikler: “Hayır onu alamaz – tamam tamam – ama daha fazla yok”

Hitler: “şunu istiyorum.”

Müttefikler: “Hayır onu alamaz – tamam tamam – ama daha fazla yok”

Ve tekrar.

1938’de Hitler’in ordusu Avusturya’ya girdi ve Avusturya’yı aldılar. Direniş veya karşı çıkma olmadan.

Bam…

Burası şimdi Almanya.

Sonra Çekoslovakya’da etnik Almanlarının yaşadığı bir bölge olan Sudetenland’ı istedi. Müttefikler Hitler’le bir toplantı ayarladı ve “sana istediğini vereceğiz.” Dedi.

– Gerçekten mi?

– Evet

– Böyle kolay mı?

– Evet

– Ne yapmam lazım?

– Sadece Çekoslovakya’nın geri kalanını işgal etmeyeceğine dair şu kağıdı imzala.

– Tamam.

– Chamberlain eve elindeki kağıdı muzaffer bir edayla sallayarak döndü,

krizin önlendiğini ilan etti. Ve dünya barışı devam etti.

Daha sonrasında “Hitler Çekoslovakya’nın geri kalanını işgal etti.”

– ” Ha! Bana yalan söyledin.”

– Ne bekledin ki? Ben Hitlerim.

Altta kalmamak için Mussolini de eyleme geçmek istedi. Kendi kendine düşündü. “Dünya’da kolonize edilmemiş bir yerler var mı?, çok az gelişmiş?, insanların tanklarımıza ok ve yaylarla karşı koymaya çalışacağı…

Musollini: Evet var? “Muhteşem”

Sonra orayı işgal etti. İtalya Adriyatik denizini de kontrol etmek istedi. O yüzden Arnavutluk’u işgal etti.

Sonra, Çin ve Japon birlikleri arasında, Japonya tarafından kurgulanmış olması muhtemel bir çatışma, Marco Polo köprüsünde çıktı. Ve Japonya Çin’in bir kısmını daha işgal etti. Pekin ve Şangay üzerinden gittiler. Sonra Yangtze Vadisinden Çin’in başkenti Nanking’e girdiler. Japonya’nın Çinlilere karşı en korkunç vahşeti burada görüldü.

Avrupa’ya geri dönelim, Almanya ve Italya Çelik Paktını imzalayarak dostluklarını resmiyete döktüler. Sonra Hitler gözlerini Polonya’ya çevirdi. Almanya’yı ikiye bölen Leh koridorundan nefret ediyordu. Burada, Müttefikler gerçekten bir şeyler yapmalıydılar. Ve Hitler’i uyardılar, Polonya’nın işgal’i savaş demekti. Hitler genişlemesini doğu tarafından devam ettirmek istiyordu, ama iki cephede birden de savaşmak istemiyordu.

– “Polonya’yı ikimiz işgal edip aramızda bölüşsek nasıl olur? ve kesinlikle gelecekte bir zaman sana saldırmayacağım.” diyerek Stalin’le bir anlaşma yaptı.

Stalin: “Güzel duruyor.”

Bu dostluk batı’yı şaşkına dödürdü. 1 Eylül 1939 yılında Alman birlikleri Polonya’ya girdi. Bunun üzerine Britanya ve Fransa Almanya’ya savaş ilan etti. Lehler sıkı savaştılar ama iki dev devlete karşı hiç şansları yoktu. Sonra ‘sahte savaş’ denen dönem geldi. Herkesin sadece oturup çok bir şey yapmadığı. Fransa Saar’a küçük bir işgal girişiminde bulundu. Fakat genelde savunma pozisyonlarını korudular. Bir süre sonra dönmeye karar verdiler.

Fransa demişken, onlar hala 1. Dünya savaşındaki galibiyetlerinden gurur duyuyorlardı. ve çok da kendilerini geliştirmediler. Hala at kullanıyorlardı. Mesajları radyo yerine motorsikletle yolluyorlardı. Komutanların emirleri de belirsizdi. Askerler nadiren teftiş ediliyordu. Alman sınırı boyunca bir defans hattı inşa etmişlerdi. Fakat bunu denize kadar genişletmekle uğraşmadılar ve karşı misilleme korkusuyla Almanya’ya füze veya top atışı da yapmadılar. Savaşta düşmana saldırmak istemediler.

İlk başta Birleşik Krallık da çok iyi değildi. Chamberlain hala savaşın diplomatik yollarla çözülebileceğini umuyordu. Savaş boyunca bombalar atmak yerine hiçbir işe yaramayan propoganda broşürleri dağıttılar. Ayrıca Fransa milyonları silahlandırmışken 200.000 adam yolladılar. Birleşik Krallık ve Fransa 1. Dünya savaşının tekrarından kaçınmak istediler. Aynı zamanda savaşı evlerinden olabildiğince uzakta tutmak. O yüzden gözlerini kuzey’e diktiler…

Norveç’e

Tarafsız İsveç, tarafsız Norveç üzerinden Almanya’ya demir madeni ihraç ediyordu. Müttefikler Almanya’ya demir madeni ihracatını durdurmalarını istediler. Fakat istekleri reddedildi. Sonra, Sovyetler Finlandiya’ya saldırdı.

– “Norveç’e asker yollasak ve onları İsveç üzerinden geçirip dostumuz Finlandiya’ya yardıma yollasak nasıl olur?

Belki de yolda demir madenlerini ele geçiririz?”

Fakat Norveç ve İsveç yine hayır dedi. Bunun üzerine Birleşik Krallık, Taşıma gemilerini durdurmak için Norveç’in etrafındaki suları mayınladı. Aynı zamanda orada bulunan bir Alman tankerine saldırdılar. Hitler Müttefiklerin planını anladı ve demir madenlerini korumak için hızlıca Danimarka ve Norveç’i işgal etti.

Müttefikler askerleri kıyıya konuşlandırmak için acele etti. Ama Almanya Norveç’in havalimanlarını ele geçirmişti. Havada üstünlük sağladılar ve savaşmaya karar verdiler.

Müttefikler geri çekilmek zorunda kaldı. Bu utanç verici başarısızlığın ardından Chamberlain istifa etti. Koltuğunu Almanlarla farklı bir şekilde başa çıkmayı planlayan Winston Churchill’e bıraktı. Hitler’in genel savaş stratejisi Almanya’nın 1. dünya savaşındaki stratejisiyle benzerdi. Fransa’ya saldır, Fransa’yı yen. Bunu yaparken de Birleşik Krallığın kapısını çal, Sonra sovyetlere dön ve savaşı kazan. Sahte savaş döneminde, Müttefikler Hitler’e hazırlanmak için yeteri kadar zaman vermişlerdi. Şimdi saldırmaya hazırdı.

Müttefikler Belçika’ya asker yerleştirmek istedi. Ama Belçika reddetti. Ve kimseyi şaşırtmayan bir saldırı gerçekleşti. Hitler Fransız savunma hattını atlatmak için yandan dolaşarak saldırdı. Müttefikler Alman istilasını doğrudan önlemek için hızlıca Belçika’ya yardıma yetişti. Görünen o ki 1. Dünya savaşının tekrarı geliyordu. Fakat bu sefer Hitler’in gizli bir silahı vardı. “Yıldırım harekatı.”

Almanlar geliştiği gibi batıya yüzlerce mülteci yolladılar. Bu müttefikleri yavaşlattı. Sonra güney’e, Fransa’nın savunmasız bıraktığı agaçlar ve tepelerle dolu Ardennes’e yöneldiler. Orayı doğal olarak geçilemez bir yer olarak düşünmüşlerdi. Fakat Almanlar ellerindeki her şeyle geçmeye çalışacaklardı. 50 Kara kuvvetleri birliği yolladılar. Müttefikleri ışık hızında çevrelediler. En iyi müttefik kuvvetleri tuzağa düşmüştü. Almanlar her köşeden sıkıştırıyorlardı. Fransa’nın en iyi ordularını etkisiz hale getiriyor. Ve neredeyse İngilizleri de siliyorlardı.

Fakat Dunkirk’te umutsuz bir son dakika kaçışı ayarlayabildiler. İngiliz sivil gemilerle genç adamları evlerine götürmek için tehlikeli bir yolculuk yaptılar. Fransız birlikleri bitik düşmüşlerdi. Almanlar coşarak ilerledi. Paris’i aldılar ve Fransa düştü. Hitler, Almanların 1. Dünya savaşında yaptıklarını yaptı. Fransa’nın düşüşüyle Birleşik Krallığın da yenileceğini zannetti. Can sıkıcı bir şekilde, Birleşik Krallık düşmedi. Hitler batı cephesini güvene almalıydı. Bu amaçla onları akıl oyunlarıyla boyun eğmeye zorlamayı denedi. Birleşik Krallık şimdi tamamen yalnızdı. Hitler bunu vurgulamak istedi.

Öncelikle, Fransa düşmeden hemen önce İtalya Müttefiklere savaş ilan etti. Bu Birleşik Krallığın durumunu zorlaştırdı. Sonrasında, Hitler tüm Fransa’yı işgal etmek yerine sahil bölgelerini işgal etti. Ve Fransa’nın varlığına bir Alman kukla devleti olarak devam etmesine izin verdi. Böylelikle, Birleşik Krallığın eski dostu taraf değiştirmiş gibi oldu. Hitler ayrıca Birleşik Krallığın saldırmayacağını umdu. Onun Afrika’daki her kolonisi veya deniz üssü, Hitler’e bir tane daha fazla savunma çizgisi sağlıyordu. Fakat Britanya, bunu Cezayir’in deniz üssüne giderek cevaplamayı başardı. Ve birçok gemiyi kullanılmaz hale getirdi.

Hitler sonrasında Birleşik Krallığın işgali için planlar yapmaya başladı. Alman birliklerini Britanya topraklarına göndermeden önce deniz üstünlüğü sağlamalıydı. Alman bombaları dalgalar halinde geldi. Tamamen çevrelendikleri halde RAF (İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri) Alman saldırılarını öldürmek için cesurca çalıştı. İlk başta, Alman hava kuvvetleri İngiliz liman ve sahil tesislerini hedef aldılar, sonra RAF’in (İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri) milleti savunma yeteneğine darbe vurmak için RAF (İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri) üslerine saldırdılar.

Göründüğü üzere Hitler’in büyük Britanya işgal’i geliyordu. Fakat Churrchill, Berlin üzerinde küçük bir bombardıman yapılmasını emretti. Çok hasar vermemişti. Hitler çıldırdı. Acilen Londra üzerinde sivil hedeflerin vurulmasını emretti. Acilen Londra üzerinde sivil hedeflerin vurulmasını emretti. Çocuklar ailelerinden uzakta saldırılardan korunmak için kırsal alanlara yollandılar. Sığınaklara gitmek günlük bir aktiviteye dönüştü.

Bu saldırılar RAF’a (İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri) yeniden organize olmak için zaman verdi. Hitler bir nevi ayağına sıktı. şimdilik sadece ayağa. Sonunda, Alman Hava Kuvvetleri Londra üzerinde büyük bir genel saldırı düzenledi. Fakat RAF (İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri) bunu başarıyla püskürttü. Birçok Alman uçağı düşürüldü ve hava üstünlüğü İngilizler’de kaldı. Hitler’in planı ertelendi. Fakat İngiliz şehirleri bazen bombalandı.

 

Devamını okumak için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.

2. Dünya Savaşında Ülkelerin Savaş Taktikleri Ve Savaş Sırasında Ülkeler Arasında Yaşananlar

Hakkında Patron

İlginizi Çekebilir

Adolf Hitler’in Diktatör Olma Hikayesi ve İkinci Dünya Savaşını Çıkarmasının Nedenleri?

Almanya’nın askeri gücü düştüğü için… Hitler savaştan sonra asker olamazdı. Ama o orduya bir haberci …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir